Rıvers of Babylon

Bundan 2500 yıl öncesi. Babil kralı Nabukadnezar israiloğullarını Babil’e sürgüne gönderir. Böylece İnsanlık tarihinde belki de ilk kez bütün bir ulus sürgüne gönderilmiş olur. Nabukadnezar (kısaca Nabu) Kudüsü yakıp yıkar. Hatta rivayet odur ki Süleyman’ın tapınağını (solomons temple) da yine kendisi yerle yeksan etmiştir. Ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan yahudiler, 70 sene sürgünde yaşamak zorunda kalır. Bu onların dünyaya bakışını, birbirlerine bağlılıklarını ve diğer toplumlara davranışlarını etkiler. Yine rivayet edilir ki ilk “diaspora” o zaman kurulmuştur. Zaten anlamı eski Helen’de dağılma anlamına gelmektedir. Dağılan bir ulus, bundan sonra nerede olursa olsun türküleri ve ilahileriyle bu olayı sürekli hatırlayacak ve birbirine sımsıkı sarılacaktır. Kapı dışarı edildikleri Yeruşalim (Jerusalem-Kudüs) ise artık onlar için farklı bir anlam kazanacaktır. O topraklar, en büyük sevinçlerinin üzerinde tutulacaktır.

Bu olay kitab-ı mukaddesde (eski ahit bölümünde) şöyle anlatılıyor ve okuyunca şimdiki yaşananların kökleri nerelerde imiş insan hayret ediyor:

“Babil nehirlerinin kıyısında oturduk ve Sion’u hatırladığımızda ağladık. İçindeki söğütler üzerine harplarımızı astık.Çünkü orda bizi sürgün edenler bizden bir şarkı istediler. Ve bize acı çektirenler bizden şenlik istediler. ‘Bize Sion şarkılarından birini söyleyin’ dediler. Tanrı’nın şarkısını yabancı topraklarda nasıl söyleyebiliriz? Eğer seni unutursam ey Yeruşalayim Sağ elim hünerini unutsun Eğer seni anmazsam, Eğer Yeruşalayim’i en büyük sevincimin üstünde tutmazsam Dilim damağıma yapışsın.”

 

İşte bu şarkı aslında bir ilahi(hymn)dir ve şüphesiz ki tarih doğru okumasını bilenler için bir ibret kitabıdır.

Sadece saygıyla,

uee

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir