Arıların Zaferi

Ege’nin en güzel sesi, arkadaş kahkahalarıyla karışık dalgalı ağustos böceğinin sesiydi.

Bir Akdeniz akşamında, yıllar sonra kurulan dost sofrasında perseid’e bakarak sızılan “bakın nerede olursak olalım beraberiz” klişesiydi.

İnsanlar bitip, Ölüdeniz sahiden öldüğünde sadece birbirimizden çıkan kulaç sesleriydi.

Dalaman çayında “korkaklar” adında bir rafting seferi,

İztuzu’nda zıplayıp hoplayan akşam olunca izsiz-ıssız koşulan tuzlu bir gün batımı iziydi.

Sarıgerme’de ada’nmış yüzerken kuytudan bakan pırıl pırıl mağara, gülümsemeye sebep ani bir yağmur serpintisiydi.

Göcek’in koylarında,sanki yıllar önce Como’da kulağımıza çalınan bir italyan ezgisiydi…

En sıcak yaz günlerinden birinde soğuk nehirden kah yüzerek kah tırmanarak ama hep gülerek kaynağına çıktığımız bir Gürleyik şelalesiydi.

Çorak topraklarda, yazdan kalma bir kuş cenneti ya da çölde çay filmiydi.

Kah saatlerce pedal çevirdikten sonra tokuşturulan buzlu bira bardağı, kah bir İncek köyünde rastladığımız biz ballı böreklere yakışır asırlık dut bahçesiydi.

Eymir’de gün doğumuna şahit pamuk tüylü bir tavşan neşesi,

Tatil gününde bile seher vaktinde beni yataktan çaprazlar yapıp kaldıran, rüyalarımı uyanıkken yaptıran o biraz daha yaşama hevesiydi…

Anka’sıyla, dostlarıyla, sporuyla, deniziyle ve hiç bitmeyen sürprizleri ile,

Bir de sonundaki tuzu, balığı ve sohbeti hala damağımdaki boğaz geçişiyle,

Ağustos; biz eşek arılarının, deplasmanda o ayın kendi böceklerine zaferiydi!

Yazarken farkettim, ne güzel geçmiş yine…

Haydi yeniye, şimdi Eylül’e…

Esenlikle,
uee

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir