A Story for Tomorrow

Ben gezmesini severim. Gördüğün gibi salak çocuktan salakça bir giriş daha… Kim sevmez ki? Ama ben boş boş gezmesini de severim. Tek başına çoğunda. Bilmediğim şehirlerde, ülkelerde, sokaklarda…Saçma sapan. Dağ bayır. Arka Sokak,ön cadde.  Börtü böcek (serbest çağrışım: kertenkelelerJ). Bazen tüm bu betondan yığınından kaçarak. Bazen velespitle…

Şu işin-gücün-toplumun atadığı bütün kıdem ve sıfat ve etiketlerden ayrılarak.  Son senelerde bir şekilde yapabildim bunu. Şimdi ise derin bir sükunet.

İşte onun oje şarkısı var bugün aklımda. Bedenim tutsak, aklım hala firarda…

Şarkı bilindik esasında. Eddie Vedder’dan “society”. Sözlerini bir dinlersen (belki çoktan dinledin), her kelimesini nakkaşlar işlemiş ve modern dediğimiz insan bence halen şu basit sorunun cevabını verememiş:

“There’s those thinking more or less less is more but if less is more how you keeping score?”

Bu şarkı soundtrack’ini yaptigi “Into the wild” film ile ünlü oldu. Belki bilirsin. O da her zamanımın filmlerindendir. Çok sordun ya düşüncemi hemen beyan etmek istedim. Filmle bütünleşti aslında parça. Bir baktım ki şarkının aslını çok daha önce başka bir abimiz söylemiş: Seninle orjinalini paylaşıyorum.

Her seyahat edişimde aklıma düşer…

Son olarak da bir klip gelsin:

 

İnsan basit bir klibi bin kere izler mi? Ama bak bu yarın icin bir hikâye.

Bak bakalim eğer istersen gerçekten… Sonra soralım kendimize:

Did you enjoy with your story?

Yolun, yol arkadaşların ve yolda karşılaştıkların güzel olsun.

Esenlikle,

uee

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir