Yıldız Tozu

Overview effect denilen bir hastalık var tıp literatüründe. Özellikle uzun zamanını uzay mekiğinde geçiren insanlarda meydana gelen bir hastalık. Dünyaya fersah fersah uzaktan bakınca aslında evrende ne kadar yalnız, dünyanın ne kadar küçük, hatta insan ırkı olarak ne kadar aciz olduğumuzu fark edip kendi yaşamını anlamsız bulma durumu.

Ne kadar mucizevi bir hastalık değil mi! Evet, zaten mucize `acze düşmekten` türememiş miydi?

Yaptığımız işlerden dolayı herhangi bir şekilde çok yoğun ve stresli geçen günlerde aklıma gelir bu hastalık. Aslında ne güzel hastalıklar var der, o halimde bile hafif tebessüm ederim.

Yine de sorarım: Yaşamımız o kadar anlamsız mı gerçekten? Biz o kadar anlamsız ve gereksiz miyiz?  Evrenin oluşumunu okuyup izlemiştim. Carl Sagan’dan. O dehadan. Yıldızların nasıl doğduğunu anlatır.

Kısaca yıldızın yakıt olarak kullandığı hidrojeni bitince, füzyon tepkimelerinde daha ağır elementler oluşuyor. Yakıtı biten yıldız ise kendi yer çekimine karşı dengede tutacak bir kuvvet bulamayınca, çekirdek buna dayanmayarak içine doğru çöküşe geçiyor. Bu sırada oluşan şok dalgaları yıldızın geri kalanın patlatıyor ve yaşam için gereken tüm o elementler uzaya dağılıyor. İşte şu anki yaşadığımız dünya da o dağılmayla meydana gelen gaz bulutlarından oluşuyor. Bir yıldızın ölümünden milyarlarca yaşam doğuyor. Yani biz ve etrafımızdaki her şey bir süpernova patlamasının bir sonucuyuz.

Evet. Belki evrenden bakınca sadece minik bir yaşam formuyuz.  Kafamızın üzerinde dolaşan yıldızlarla ve dünyayla kıyasladığımızda o acizliği içimizde hissediyoruz belki. Ama, aması var. Küçüğüz ama aynı zamanda çok büyüğüz. Çünkü biz o yıldız patlamasından “ol”ma, yıldızlardan yapılmayız. Hepsi ile aramızda bir bağ var. Tüm zerrelerimiz aynı zamanda o yıldızlar. Belki gözlerimiz ondan hala öyle parlar.

Şimdi tekrar geriye dönelim. Her şeyin içinde çok küçük olduğumuzu düşündüğümüz o ilk acz haline, o maddesinden yapılma yıldızların altında kadehleri tokuşturabildiğin kadar olgun ve kabullenilmiş bir acze bu sefer.

Ne “over” ne “under” sadece olduğu gibi birbirimizin yıldızına bakıp, hoş beş edilen o güzel sohbetlere…

“Bu evrende bir tozsun, tarih seni unutsun, haydi gel içelim…”

Esenlikle,

uee

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir