Potpori

 

“…Hafif çiseleyen yağmur sandığının, bulutların içinde olmasından kaynaklanan su olduğunu anlaması zaman almıştı. Akdeniz’e en zıtta, evinden çok uzaklardaydı. Gördüğü yeşilliğe uzanıp yatarak, bulutlara bakmanın uçuyorum zannedildiği zamanın baharında, her seferinde bu nedenle kıçının çiğden ıslandığının bilincinde olmayan çocukluğundaydı.
Çığlık atan adamlara alışamamıştı. İçlerine sığmayan sevdanın dağlarda yankılanmasını çığlık zannetmesi onun bilgisizliği, dediklerini anlamaması onun eksikliğiydi. Yine de anlarmış gibi yaptı. Anlarmış gibi yaparken, anladı. O kadar yüksekteydi ki, aldığı nefesle kafa yapıyor, müziğin sesiyle kendinden geçiyordu.
Buralarda şarkı sözleri, gözün gördüğü dağları dolanmadan geliyordu. Düz, dümdüz. yürekten çıktığı gibi. Mesela, sevip de alamamak ölümün kardeşiydi. Belki her yerde öyleydi de, buralarda daha bir güzel yankıyordu.
Çabuk sinirleniyordu burada insanlar, sevdiceği ters bakıverdi mi, ”boyle sevda mı olur, girsin yerin dibina” ile karşılanıyor, daha şarkı bitmeden “sevdaluk eyi şeydur” la uğurlanıyordu.
İnsanı da potpori gibiydi sanki karadeniz’in, bi karışık düzen içinde.”

Alıntıdır

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir