Polimatların Sofrası (Ses’in Demin’i)

 

O gece polimatlar sofrasında, ateş ortamı ısıttıkça, sohbet derinleşiyor, sohbet derinleştikçe de sesler yükseliyordu…

Bir kişi onun hakkında konuşulsa da, kendisi hiç konuşmamıştı:  Rumi.

Hamuş olmuş, Şems ise sükut-u sohbete sanki kaldıkları yerden devam ediyorlardı.

Sahi Rumi ile Şems nerede kalmışlardı:

Şems ile Mevlana’ nın ilişkisini ne kadar okusak bilemeyeceğiz. “Mana” satırlarda yeterince yazmıyor çünkü.
Şems’in Rumi gibi zamanının en iyi alimini, bir rektörü, bir hocayı alıp, bölgesinin en saygı gören kişisini böylesini perişan etmesini ne kadar okusak da sebepler dünyası açıklayamıyor.
O zaman halkı da anlayamıyor ki zaten sen alim değil miydin? Zaten sen hoca değil miydin? Zaten inanan değil miydin? Zaten İslama hakim değil miydin? Ne bulursun bu adamda diye sorarlar Mevlana’ya…
Mevlana, Şems’den kalpten kalbe ders aldığını anlatır. Satırta olmayanı gösterdiğinden. Aslında Şems geldiğinde iki şey yapar. Birincisi Mevlana’nın tüm verdiği dersleri kaldırır. Bilinen ilimle ilgili tüm ilişkisini ve hocalığa dair tüm gururunu keser. İkincisi, Kütüphanesindeki zamanın en değerli kitapları dahil tüm kitaplarını sen bunlarla mı meşguldun deyip nehre atar.  Tek kitap kurtulur yine de. Feridüddin Attar’ın kitabı. O imzalı olduğu için hatıra kıymetine geçer ve onu geri verir. Attar’ın kim olduğu başka ve oldukça güzel bir hikayedir…
Mevlana acaba bugün şu konuyu mu konuşsak diye düşündüğü anda Şems’in o olayı anlatmaya başladığından bahseder. Mesela bi yazısında,”Divanı kebir’de bir gün alemleri seyretmek, hikmeti görmek istemiştim” diyor.
-O anda Timsahın gözü olup, bir timsah gözünden dünyayı seyretmiştik. Ben de hayretler içinde kalmıştım. Deryanın timsahın gözünde bir bardak su kadar küçüldüğünü bilmiyordum”
Asanaları hatırlatmıyor mu gerçekten. Ağaç olmak, sandalye olmak, aşağı bakan köpek olmak, bir köpegin, bir timsahın gözünden dünyaya bakmak. Belki Yoga’nın ileri seviyelerinde bunlar vardır…
Siddharta susuyor. O da hamuş oluyor. O incir ağacının altında 6 gün-6 gece boyunca o da “hamuş” olmuş, sadece “bişrev” ile dinlemişti değişimi o da nasıl olsa. Sükutu sohbeti belki de en iyi bilenlerden biri oydu. Muhammed kim bilir kaç kere tek başına nur dağına çıkıp, hangi konuları düşünüyordu tek başına? Yine tek başına olduğu bir gece değişmemiş miydi hayatı? Atatürk iki ay boyunca cezaevinde yatarken neye sessiz kalmıştı acaba?Nutuk nerden filizlenmişti?
Bütün ulemanın ve kudemanın geçmişinde sükutu altın bilip, sözden sakındıkları bir inziva dönemi vardı.
Mevlana elbet hadis ehliydi. Ama Şems ona “mana”yı ögretmişti.
Ondandır gönülden gönüle işlemişler dersleri. Namazdan sonra gönül ehli olanlar biraraya gelip hiç konuşmadan oturur sohbet ederlermiş. Birbirlerine sevgilerini terennüm ederlermiş böylece. Buna “sükut-u sohbet” derlermiş.
Yine bir gün yatsıdan sonra sükutu sohbete başlamışlar. O sırasa bir aralık kapı çalmış. Şems ayrılık zamanı geldi, bize müsaad deyip yeriden kalkıp kapıyı açmış. Ve açtığı anda hançerlenmiş. Sonrasını açıkçası kimse bilmiyor. Çeşitli rivayetler var. Ortalık kan gölüne dönse de, bedenini hiç bir zaman bulamıyorlar.
Böylece ölümüne bile (şeb-i aruz)düğün gecesi diyen bir adamın, belki de tek dünyevi “Ah” ıdır Şems’in o gün vücuduna saplanan.
O’nun için şüphesiz ayrılış, O’na mana alemini gösterenden , gönülden gönüle ders aldığından, sukut sohbet edebildiğinden yoksun olmaktır.
Hikayeyi öğrenen kadimler, rumi ile şems ın vuslatını anlayarak sessizleştiler. Ateşin harından, kıvılcımın çıtırtısından başka ses kalmadı etrafta…
Rumi sustuğunda ruhları birleştiren, konuştuğunda da ummana bakarak konuşandı…
Sessizce devam etti:
-Sözle sohbet edilirde, kimseyle sessiz kalınmaz böylesine, hasbıhal, başka sohbet başka, muhabbet başkadır…
 Sesin demininde de derininde de ötesinde de sükut vardır.

Ve “sadr”da olanlar satırda görünmez her zaman.

Satırda görünmeyenlere….

Böyleleri yanımızdan eksik olmasın.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir