Polımatların Sofrası (C’ismin Demi)

Cismin oncesinde bir foton tanesi ve uzerinde seyahat ettikleri uzay-zaman vardi. Polimatlarimiz halen kara deligin icinde, mutlak karanlıktan nokta halindeki isiga dogru seyahat ediyorlardi. Nokta, tanımsız ve isigin ilk ismiydi. Bir supernovanin içine cokerken sadece kendi cekirdeginin icine hapsettiği ısıkla beraber boslukta yol almaktaydilar. Isığı görüyor ancak  mutlak karanlıktan dolayı yerini ve ne kadar uzakta olduklarını kesinlikle tespit edemediler. Buradan kurtulmalari gerektini farkettiler. Baslangici nasil yapacaklarini dusunduler. Ortamda nerede oldugu belli olmayan bir isiktan baska hic bir sey yoktu…
Leonardo nun resim cizerken kullandıgı bir teknikten bahsetti duyunca:
-Bilinmedik bir şeyin resmini cizmeye calısırken yanına bilinen bir nesne koyarim ki esyanın hacmi ortaya çıksın.
Aklına, kendi aklı geldi. Arapca, bir seyleri birbirine baglamak icin kullanılan ipe, akıl demişlerdi. Nesnelerden birini digerine bir baglantı kurup yola devam ederler ise hikayenin devam edecegini farkettiler. Ve masanın ortasındaki ateşi o isık huzmesinin geldigi noktaya en kısa yoldan baglamaya calıstılar. “dogru” yapmıslardi.
Iste aslında her sey o temeldeki bir “nokta” idi. Biz ona bir isim verdikten sonra gerisi kendiliginden geldi.
Pavlov o gece kopekleri ile beraber gelmişti.Pavlovun sanılanın aksine tam 6 kopegi vardi. ilk seyi ogrettikten sonra geri kalan kopeklerde işinin nasıl kolaylastıgını gostermek istedi. Kopeklerine ilk nesneyi ogrettikten sonra, yanına bir nesne daha koydu ve onu getirmeleri için talimat verdi. Kopekler, nesnelerden birini zaten öğrenmişti. Sahibinin söylediği o değil, başka bir şeydı bu sefer, hiç duymadıkları bir şey. ama o anda ikinci nesnenin adını da öğrenmiş oldular çünkü ortada başka bir nesne yoktu.
Kainatta her şey, o tek şeyin bilinmesiyle, ona bir isim verilmesiyle başlamıştı. evrenin bütün bilgisi, insan ilk esyaya ad verdiğinde, onu tanımsız olmaktan kurtardığında, onu sabitlediğinde başladı, Ondan sonra hiç durmadan devam etti.
isimler sicimlerle cisimlere baglaniyordu…
Muhtesem bir seyin baslangicina tanik oluyorlardi.
Pisagor ayaga kalkti:
Bu sonsuza kadar da sürecek . Tam da bu sebeple bilgi bir bütündür, birbirine bağlanmış sayısız noktadan oluşan bir bütün. ayrık bilgi diye bir şey yoktur. Ayrık, tanımsız noktalar vardır ve insan bu zamana kadar birbirine doğrularla bağladığı noktalardan o ayrık noktaya en yakın olanını fark edip doğruyu çizdiğinde artık ayrık, tanımsız olan nokta da bilgiye dönüşecek ve o sonsuz ağa katılacaktır.
Noktanın geometrik tanımı ne idi?  Yoktu. Nokta tanımsızdı
Doğru neydi? iki tanımsız nokta arasındaki en kısa mesafe.
Platon elinde Occam`in usturasi ile masadaki herkesin yuzune bakarak ‘sessizce’ haykirdi:
“Geometri bilmeyen akademiye giremez.”
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir