Mozart of Chess

Magnus Carlsen.
Küçüklüğünde otizm teşhisi konmuş. Ailesi buna çok üzülmüş, kardeşinden santrancı öğrenip onu bir ay içinde yenecek hale gelince bunda bir gariplik olduğunu anlamışlar.
Magnus, hakkaten garip bir hafızaya sahip. Yüzü duvara dönük 10 santranç maçını aynı anda oynayabiliyor. Hem de  genelde hepsini kazanarak.
13 yaşında ailesi çok çaba sarfederek (para falan bulup) bir turnuvaya sokup,  onu zamanın dünya şampiyonu Kasparov ile karşılaştırmaya çalışıyorlar. Kasparov o zamana kadar hiç o kadar küçük bir çocukla oynamadığından fazla sallamayıp maça bayağı geç geliyor. Maç sırasında da tam tersi Magnus inanılmaz sıkılıp yandaki maçları izliyor.
Bu maçı ilk defa izlemek gerçekten çok zevkli, kasparovun hemen ortamdan ayrılışı, insanların şaşkınlığı için:
Bu maçtan sonra bu çocuğun içindeki cevheri gören kasparov onu eğitmeyi teklif ediyor. Ve artık usta-çırak oluyorlar.  Yıllar sonra neden beraberliği kabul ettin diye sorduklarında “çünkü karşımda kasparov vardı diyor”.
Şurada da daha o yaşta eski dünya şampiyonunu alt ediyor ve hemen ardından hakkında konuşuyorlar:

Santrançta “Elo rating” diye bir puanlama sistemi var. Böylece dünyanın her yerindeki oyuncuların seviyesi 3 aşağı 5 yukarı belli olup, oyunculardan karşılaştırmalı bir lig yapılabiliyor. Buna göre 2000’in üzerinde isen iyi oyuncusundur. Belli bir puanın üzerinde isen master (2200-2399),Türkiyenin en iyileri bu seviyelerde genelde.  2500 ise grandmaster seviyeleri. 2700 ise grand grandmaster ve bunlardan dünyada pek yok. 2800 isen artık Dünya şampiyonusun.  2800’in üzerinde altı insan var şimdiye kadar. Bunlardan ikisi hayatta. Kasparov ve Carlsen. Magnus şu anda gelmiş geçmiş en yüksek Elo puanına sahip. 2882.

Bu çocuğun özelliği, oynadığı hiç bir oyunu bir daha unutmuyor olması. Hafızasında onbinden fazla oyun olduğu söyleniyor. Düşünsene, milyonlarca ihtimal. Bunu canlı yayında test ediyorlar ve oyunun orjinalde oynandığı tarih dışında hepsini doğru hatırlıyor. Delilik. Gerçekten delilik.
En garip özelliği fazla düşünmeden oynaması. Yapacağı en doğru hamleyi hemen hissettiğini söylüyor. Sonrasında ise onun doğru olduğuna emin olmak için zaman harcıyorum diyor. Karşısında millet dakikalarca uğraşırken, o kalkıp başka oyunlarla felan ilgileniyor bu yüzden. Çok gıcık değil mi:?
Topalov adında ünlü bir santranç şampiyonuyla final mücadelesinde önce açık verip, sonra onu yeniyor. Oyun bittiğinde de Topalov’a kendisini nasıl yenmesi gerektiğini anlatıyor:))
Bir de, bir de şimdiye kadar ki dünya şampiyonlarının hepsinin genelde bir üslubu var. Hepsinini bir oyun tarzı var. Karpov, kasparov açılışları var adamlarını ismi ile anılan. İşin bir değişik yanı da Magnus’un böyle bir açılışı yok. Oyuna başlarken hiç sallamıyor diyorlar bu adam için. Rakibini hataya zorlayarak oyunu alıyor genelde. Sürekli baskı yapıp, oyunu fütursuzca domine etmeye çalışıyor. bir uslubu olmadığından fazla sevmiyorlar dolayısıyla Magnusu. Bunu rastgele açılışları onun iyileştirilmesi gereken tarafı olarak görenler de var, onu bu yüzden hiç sevmeyenler de. Tabi bunu zerre umursamıyor.
Yani tarzı bi tarzının olmaması.
Şimdilerde Magnus hala dünya şampiyonu ama elo puanı düştü. Bunu bilerek yaptığı söyleniyor, sponsorların dikkatini daha fazla üzerinde tutmak için. Şımarmış- esikisi kadar ilgilenmiyor olabilir bence. Doğru da olabiilir. Çünkü kaybettiği maçları genelde aptalca bir hatadan değil süreden felan kaybediyor. Karizmayı çizdirmiyor.
Son olarak santrancın blitz diye bir versiyonu var. Yıldırım santranç diyorlar. Çok hızlı oynanan ve her kişinin hamlesinin belli bir sürede (3 ila 15 dakika) bitirmesi gerektiği bir santranç şekli.  Haliyle Magnus düşünmeden oynadığı için Blitzde de dünya şampiyonu bir kaç senedir. Aşağıda bu adamın yıldırım santranç oynayışını da görebilirsin:
Yani bu adam da böyle bir adam hakkaten. Gerçekten aykırı. Şimdiye kadar bu spor hiç popüler değilken, şimi Sponsorlar peşinde dolaşıyor. Santrancı hiç olmadığı bir köşeye taşıyor kendi kendine.
Son olarak bir de hakkındaki kısa videoyu paylaşıp, bu günkü paylaşımımı bitiriyorum.
Yine en sevdiğim bölümü en sona sakladım. Magnus’a soruyorlar:
-Senin Santrancın Mozartı olduğunu söylüyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsun?
-“May be but Mozart ever asked how he does this?
i would be very impressed if he had a good answer to that.
Because it comes very natural to me. it is what i do…
Tanrı müziğini duyurmak için Mozart gibi küçük tıfıl bir adamı seçmiş herhalde,
Ve şu küçük beyinlerle bile neler yapabileceğimizi göstermek için Magnus’u…
Bunun özel bir formülü olduğuna inanmasam da, bu kadar iyi bir seviyeye gelip şu bilince sahip olmak galiba en güzeli:
“It is what i do…”
Esenlikle,
uee
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir