Kirpik

“…Dün metrodayım, kulağımda müzik, dışarıdan hiçbir ses duymuyorum, kaşlarımı çatmışım ve bir yerlere dalıp çıkamamışım. Yanımda dokuz, on yaşlarında bir kız çocuğu, onun yanında da annesi var. Bir ara küçük kızla bakışıyoruz, daha doğrusu bana baktığını hissediyorum. Sonra kafamı yine önüme çeviriyorum. Bu sefer bana doğru eğilip, bir şeyler söylüyor. Kulaklıklarımı çıkarıp, “efendim? duyamadım?” diyorum, “kirpiğin düşmüş de” diyor ve birden uzanıp yanağımdan kirpiğimi alıyor, iki parmağının arasında tutuyor. Bu oyunu hemen hatırlıyorum. Hala oynandığını unutmuşum, oynamayı da çok zaman önce bırakmışım. Küçük kız ise heyecanla oyuna devam ediyor, “Bir dilek tut” diyor. Gözlerimi sıkı sıkı kapatıp, bir dilek tutuyorum. “Dileğin uzunmuş” diyor gülümseyerek, “peki, alt mı üst mü?”. Ben de gülümseyerek, “alt” diyorum. Sabırsızlıkla oyunun sonucuna bakıyoruz beraber. Kirpiğim alt parmağının üstünde duruyor, “Dileğin tutacak” diyor sevinçle. “Tutacak” diyorum sevinçle. Hafifçe üflüyor kirpiğimi sonra. Müziği olduğu yerde bırakıyorum ve yolculuğun sonuna kadar, küçük kızla birbirimize gülümsüyoruz.”

Alıntıdır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir