Girdi yapan uee

~ Bozland (n.)▪️Dramatic landscape with variety of hikers, bozkırs, ineks, tezeks, sheep, lakes and a phonebooth. Most of ghost population living in the yaylas. It is home to Neset Ertas, the voice of Anatolian Bozkir’s Folkloric Tezenesi…• Yengeç suda yaşar ama yüzme bilmez, o sadece yürür. O.A. ~ 📷: @begum.fey

~Emeklidede (i.)▪️ Anadolu mitolojisinde gençken azami emek sınırını aşıp, sonsuza dek sert rüzgar cezası yiyen, yalnız tepelere verilen isim.~ 📷: @begum.fey

Magnifique

~ L O U P E (n.) ▪️ 1. A small magnifying glass that can be used to produce a magnified image of positive and pleasant attributes of significant one by the other one. • Akıl, saatçinin elindeki saatli bir büyüteç gibi; nereye odaklanırsa, onu daha çok büyütüyor. ~

~BEYAZ GÜRÜLTÜ (i.) ▫️Günümüz gösteri dünyasında boş zaman yaratıp kendi başına kalma hasretindeki insanın, o boş zamanı yakalayınca hemen doldurma işine yarayan; dışı süreksiz sosyal etiketle kaplı, içi sürekli zihinsel boşlukla süslenmiş muhtelif aktivitelere verilen genel ad. 2. Kişisel farkındalık ve tefekkürden kaçınmayı sağlayan genellikle “trend” olaylar bütünü. Bkz. Bu yazı…~ #caveallegory

~ HOMO SAIDENS (Latin: “Anatolian smurfette“) ▪️ 1. Doğa ve kendi ile barışık, basit şeylerle mutlu, şahsına münhasır tırmanış ve iniş teknikleri olan; genellikle iç Anadolu ve çevresinde görülüp, yer yer göç etmeyi seven; endemik, mütecessis ve epey komik bir tür. 2. Aynasız Anadolu Şirinesi. •Homo Saidens yeryüzünün yürüme hızı ile en yavaş, okuma ile en hızlı türleri arasında yer alır. Doğal ortamında bir Homo Saidens görürseniz korkmayın, sizi tehdit olarak görmedikçe tehlikesizdirler ve yanınızdan fotonuzu çekip, gününüzü güzelleştirerek uzaklaşırlar. Sadece o gün çok şanslı olduğunuzu biliniz ve hemen en yakınınızdaki uee bilgi merkezine haber veriniz. ~ uee geographic

Bolu Province

~ BOLULU HASAN USTA 🍄 Bu hafta yöre halkı ile temas bölümümüzde Bolu dağlarının “ünsüz mantar virtüözü, ağaçlara kereste olmasını fısıldayan adam” Hasan Amca vardı. O anlattı, biz dinledik. Biz sorduk, o güldü. Üzerine dağ kokusu sinmiş sohbetiyle, bir illiyet bağı olmadan gülen yüzünü çok sevdik. Yaşadığı hayata kah imrenerek, kah sevinerek yolumuza devam ettik. Evet baylar bayanlar; Bolulu Hasan Ustalar aslında hep bu güzel coğrafyalarda, sonbahar mevsimi, “trendy” yürüyüş güzergahlarında…Yanında güler yüzlü sohbet, yenilebilecek mantar türleri kursu, bol oksijen ile sabahtan akşama ormanda yürüyüş bedava! En hızlı yürüyüş kulüpleri ile tükenmeden gidiniz… ~uee orman haberleri

Portmanteau ▪️ Yeni “codec”lerimiz gelmiştir. #vlc

~Temaşa (i.)▪️Doğada, iki ismin birbirine temas etmeden uyguladığı bilinen en şiddetli çekim kuvveti (F). 2. Yangına maşa ile temas eden • Yaşa yaşa, gör temaşa. ~

Anıtkabir

Dün biz Cumhuriyet adına Anıtkabir etrafında koşarken, cumhuriyeti, şeklini, anlamını, tarihini hiçbir fikir hiyerarşisine girmeden, hiç kimseyi putlaştırmadan, saatlerce konuşup tartışabildiğim çok az insandan biri bu dünyadan ayrıldı. Onunla; sevdiğimiz insanlarla beraber; değer verdiğim insanların-hayatta ya da değil-, yapmaya çalıştıklarının, fikirlerinin etrafında dolanmak, sorgulamak herhalde en sevdiğimiz şeydi. Öyle ki aramızda okyanus varken bile buna devam ettik. Umarım bir yerlerden görüyor ve halimize, muhabbetimize tebessüm ediyordur. Avazeni şu aleme Davut gibi salıp, şu kısacık hayatıma sohbetinle ve “taze” şarkılarınla hoş bir “sada” bıraktığın için teşekkür ederim.

Royal Balloon – Cappadocia / Türkiye

~BALLOON NATIONALIST (noun * person) ▪️A person who has an intuitive ability to detect the origin of people in the basket from an unvisible distance without using any detectable sensory skills 2. A precognitive scientist who is specifically expert in recognition and relevance between the balloons and nations 💭 sepet sepet yumurta, ağzı kapamayı unutma!

~ G Ö Ç – 3 ▪️ Türün çoğu üyesi, göç yollarını en kısa yoldan birkaç saatte tamamlarken, az sayıdaki tecrübeli bireyleri; aynı noktaya 110 kilometreden fazla koşarak gelmektedir. Koruma altına alınması söz konusu bu deneyimli azınlık, farklı bir ödül beklemeksizin yaptıkları bu davranışı ile kabilenin diğer üyelerinin saygısını kazanır. Şekildeki 110k’nın sahibi; Spartathlon olarak bilinen yeryüzünün en zorlu ultra-homo sapiens göçlerinden birini daha yeni bitirdi. Şimdi o göçün etkileri geçmeden 110K uzunluğunda bir yolculuğa çıkarak, türün ulaşabileceği fiziksel ve zihinsel sınırları diğer üyeler için çiziyor. Toplamda 19 saat koşarak; göç sonrası tekrar yuvasına dönen bu ultra-mega-homo sapiens, odasına gece geç geldiği için kapıda kalma tehlikesi ile karşı karşıya! Acaba sıcak duş ile rahat bir yatağa kavuşabilecek mi? Yatağına ulaşması için bitiş madalyonunu kapının altından onu göçe uğurlayan türün diğer üyesine göstermek zorunda. Daha sonra dinlenerek ve fazla eğilmeden; normal bir homo sapiensmiş gibi mütevazi hayatına devam edecek, türün diğer üyeleri ile tecrübelerini paylaşacak. Spartathlon bitirmek şüphesiz zor. Bir spartathlet ile birlikte yaşamak ise çok zor! ~ uee geographic

~G Ö Ç – 2 ▪️ Ultra homo sapiens, yer yer tek başına, yer yer ise ikili üçlü gruplar halinde ilerleyişine devam ediyor. Yol uzun ve tehlikeli geçişlerle dolu. Kadim vadi patikalarında kaybolmak çok kolay. Doğru yolda olduklarını gösteren şey ise, yol üstündeki şeritli göç yolu işaretleri. Ya da görüş alanlarındaki diğer göç eden ultra homo citizensler. Herşey bir sonraki CP (göç kontrol) noktasına göre ayarlanmış. Orada gerekli malzemelerini temin edip, yollarına kaldıkları yerden devam edecekler. Bu göçü ilk defa yapanlar için, tüm mesafeyi bütün olarak düşünmemeleri en iyisi…~ uee geographic

Cappadocia / Kapadokya

~G Ö Ç ▪️ Her sene, yerleşik hayatın monoton kültürü ve modern dünyadaki heyecan kuraklığı arasında yaptıklarıyla bir şekilde kendini ifade etmek isteyen yüzlerce ultra-homo sapiens, başladıkları yere yorgun, bitik ama biraz olsun farklı bir deneyim ile geri dönmek üzere yola çıkıyorlar. Önlerinde uzun bir yol var. Bol bol düşünecek, sevinecek, ağlayacak, sıkılacak, ağrıyacak, sohbet edecek, müzik dinleyecek, acıyacak, kendileriyle ve belki sevdikleri ile baş başa kalacaklar. Her sene aslında aynı çizgiye dönerek yaptıkları bu göç onları hem fiziksel hem de zihinsel olarak zorlayacak. Buna rağmen yola koyulanlar; bazen başkalarına ama en çok kendilerine karşı bir zafer arayışı içerisinde, bu yaptıklarının bir karşılığını arıyor. Göze almayanlar için ise hiç başlamamaları en iyisi. ~uee geographic

~Neyse ki bu sene pusulam var. ~
Buradaki organizasyonların en başından beri desteklerini hiç esirgemeyen @aykutcelikbas ‘a ayrıca teşekkürler.

~ S P O R T (noun*person)▪️ Pleasant, positive, generous person who does not complain about things they are asked to do or about games that they lose. Long story short, Do not only do a sport. Be a good sport. And yes, you can draft in real life. But only from behind of your role models. Choose them wisely. ~

~Artık tüneller kazınmış, dağlar çoktan delinmiş…Ne Şirin’in imkansız sözlere, ne de Ferhat’ın gereksiz bir gösterişe ihtiyacı var. Vuslat aynı gökyüzünün altında beraber yol almak kadar sade, aynı mucizeye birlikte şahit olmak kadar yakın artık artık. Yakın ve sade kalmak, dağları delmek kadar zor artık. ~uee

Samanlik

S E Y R A N ▪️Put your right hand on your center of gravity… then up up up… left now, left a little, a little more, yeah, just there…. Stay there. Stay there now…And forever…

E L E M E N T S ▪️ I know that chemistry is a strange thing. There are lots of elements , reactions, bonds, tables, charts, nomenclature to make you confuse, make you fool, make you overwhelmed. But you don’t need to remember all. You don’t need to memorize all of this formulas. All you need to know is Carbon. Carbon is the center of all. Carbon is the only thing that all of us basically made of… That is the diamond and the woman who wears it. the ring and its designer, the bike and the rider, the stone and the holder, this tree and the sand. As well as we know, There is no life carbon in the universe without carbon. Everything that lives, lived and will live is carbon. Carbon is our base and may be the only footprint… #fiftyshadesofcarbon

~Bilekliği taktığınız anda sahnedesiniz. Ve sahne hikayenin başlangıcı değil, bitişi… Aylardır verdiğiniz o özeni,emeği kutlama yeri… Herkesin sağlıkla kendi hedeflerini gerçekleştirdiği bir yarış olsun. Esenlikle…~ Maziden bir not:
Peki şimdi sırada ne var?
Şimdi bir platoya çıktım. Arkama baktığımda çevremdeki insanlarla beraber resmini yaptığımız manzara inanılmaz güzel. Rüya gibi…Bu muazzam tabloyu aklımın duvarına astım ve eminim bir gün çocuklarıma bile anlatacağım. Onlar da değerinin farkına varacaklardır. Çünkü bundan seneler sonra bilim, teknik ve yaşam şeklimiz çok değişse bile değişmeyecek bazı şeyler var. Kendi irademizle, kendi vücudumuzla katettiğimiz bu mesafelerin zorluğu hiç değişmeyecek mesela. Büyük olasılıkla Avrupa, Asya’ya daha fazla yaklaşmayacak. Maraton yine 42.195 km olacak. O tırmandığımız dağlar ve mesafeler kısalmayacak ve biz; bundan seneler sonra, Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen IRONMAN 70.3’ü bitirenlerden biri olduğumuzu çocuklarımıza anlatacağız. Belki içlerinden birinin yetişip olimpiyatlarda yarışmasına feyz olacağız. Ufak da olsa birilerinin yaşamına dokunabiliyorsak eğer, bundan feyz alacağız. Seneler sonra bile bu hikayeye tanık olanlar kendimize karşı nasıl bir mücadele verdiğimizin, emekleye emekleye nasıl evrilebildiğimizin farkına varacaklar.
Ben de bu zamanın keyfini çıkaracağım bir süre. Kendi amaçlarımdan ziyade yanımda benim gibi bir gayesi, bir rüyası olan insanlara yarenlik edip, onlarla hemhal olacağım. Çünkü hedeflerim, benim gibi gayret sarfeden yol arkadaşımın alınterinden daha değerli değil.Tavşanlık, domestiklik yapacağım bir nevi… “Back to basics” diyerek işin esaslarına dönüp, omurgayı daha da sağlamlaştırmaya çalışacağım. Şimdilik bir hedef yok yani. Ama eminim orada bir yerde bekleyen yeni, güzel ve zorlu maceralar var. Çünkü bu bir yaşam şekli. Bu nedende münzevi değil müsterihim. Evet. Plato konforlu ve güzel bir yer. Ama bilirim ki burada bir şey büyümez, yetişmez. —�>

S U F F E R I X▪️Everyday is ordinary unless you use “extra” sufferix. Over and over again. Talent and happiness… Both are overrated.

~ P H O T O 51 ▪️ X-ray ışınlarıyla DNA’nın sarmal yapıda olduğunu işaret eden makro fotoğraf no:51 , dünyanın gelmiş geçmiş en önemli fotoğraflarından biri olarak kabul edilir. Bu fotoğraf üzerinden yola çıkan Watson & Crick DNA molekülünün kimyasal yapısını sarmal şeklinde modelleyerek 1962’de Tıp alanında Nobel ödülüne layık görülmüşlerdir. Şekildeki sarmal yapıyla alakalı olarak ise Erkan Oğur bir eserinde; Sıdkı Baba’nın sözleriyle şöyle buyurur: Zülfü kaküllerin amber misali, buy-u erguvandan güzelsin güzel…~ #justbeforeapocalypse #rosalindfranklin

~E T İ M O L O J İ ▪️Salı sallanır, sonra kameraya bakar ve usulca atlar: “Dört” ayağının üstüne düşüp; ölmeden inişini gerçekleştirirse artık o bir çarşambadır.. Günler de armut gibi zaten, dibine düşüyor. Bugünü adam gibi değerlendirmedikten sonra yarından medet ummak tam bir “ertesicilik”. Pazartesi geride kaldı mesela. Cumartesi ise çok ileride… Sakince sevdiklerinizin dibinize düştüğünüz günler dilerim…~ 📷: @paceandtrace

~ K A M P A N Y A ▪️ Kafanızdaki Ankara imajını getirin, yeşiliyle değiştirelim. ~

Ankara Province

Handmade podium… 📷: @paceandtrace ~Amatör ruhla yapılan çok güzel işlerde bir Ankara markası 👉🏻 @ankarakosuyor~

~Dağ, sizin için bir yükseklik meselesi küçük hanım, benim için ise derinlik…~ 📷: @begum.fey

Elmadag Kayak Merkezi

~Yeterince uzaklaşınca herşey çok minimal. De-rtler dahil…Eve geçenlerde sızdırmaz cam kavanoz aldım. Bu hissi ona koyup saklayacağım. Belki uyurken sarılıp yatarım.~

Ankara Province

Gangs of Fevziye District▪️Elinde sopalarla yol kesip, bisikletleri alan çete üyeleri; çektirdikleri hatıra fotoğrafı karşılığında rehinlerini salıverdiler. Çete lideri İsmail (9) en son tecrübesinde arkadaki mezarlığa yuvarlandığını ve bisikletinin durumunun “mortingen şıtrayze” olduğunu belirtti. Kendi bölgelerinde daha dikkatli sürülmesini salık veren çete üyeleri, bisiklet karşılığı aldıkları bir avuç alıçı aralarında paylaşarak “helal ya! keep in touch nigga” nidalarıyla olaysız şekilde dağıldılar. Ajansı dinlediniz.

Beetlejuice Cafe

Spooky action at a distance▪️ Kuzeydoğudan esen rüzgarın sosyal medyada kullandığı z sayısı açıklandı. Çikolatasız tatar kahvesi yine çok can aldı. Gölbaşı’dan kalkan paraşütçü aynı gün Konya’da türbe ziyaretinde görüldü. Scooby doo geri döndü. Alice, harikalar diyarındaki eşine boşanma davası açtı. Şirinköy emlak fiyatları, son günlerde yaşanan duygu selinden çok etkilendi. Afacan Dennis yazıyor, Rugratslar yorumluyor. Roadrunner ise hala koşuyor. Fox kids’de haberler hafta içi her akşam; okuldan sonra, yatmadan önce…#bipbiiip.

~Representation of begumacci series ▪️ Particles, people, places and personas of our universe enter each other persistently. Few and far,these entered states form a very unique pattern so called begumacci series. According to research in Blekinge Institute of Technology, Sweden, the released energy of agitated electrons can be stored without any medium in the fabric of these special begumacci series. By this way, entropy ,i.e. the energy unavailable for doing useful work, can be zero even negative for a particular sequence in any system. Hence, the second law of thermodynamics may be reinterpreted by this discovery. Some researchers claim that as fibonacci series was the key to change our perception about the beauty with discovery of golden ratio, begumacci series are the door to analyze fourth dimension within the system boundaries like a wormhole. Swedish researchers believe that it can be the door for potential sustainability studies and more sustainable world in the future. Source: daily luigraph ~

~ Aliception▪️Dikenli tellerin özgürlükleri engellediğini düşündüğüm çocukluk döneminden, artık sadece bazı dikenli tellerin içinde özgür olabildiğimizi düşündüğüm yetişkinliğe adım attıkça; bu coğrafyada düzgün iş yapan, okuyan, pazarlama derdi olmadan kendince ve sade’ce yaşayan insan sayısı o kadar azaldı ki; her gördüğümde onları kopyalayıp kopyalayıp önümüzdeki yollara kılavuz gibi serpmek güzel bir fikir olarak karşımıza çıkıyor.~ Mert Derman da onlardan biri ve şu anda 246 k’lık mücadelenin son kilometrelerini koşuyor. Binlerce kez helal olsun. @spinodal #ankyrasporkulubu #sparthatlon2017

Ankara Province

Küçükken iyi bir çocuk olursanız, ormanda şirinleri göremeyebilirdiniz ama Ankara’da ona yakın oturuyorsanız, yeterince erken kalktığınız herhangi bir gün @spinodal ‘ı bu sokaklarda gün ağarmadan koşarken görebilir hatta onunla selamlaşabilirdiniz. Şu anda belki en acılı gecelerinden birinde, bizim desteğimiz ise o gecenin en çok karardığı ama şafağın yine de bir şekilde sökeceği o yerde… Aydınlık sabahlar yakındır Mert Hocam… @spinodal #spartathlon2017

Biz burada onun antrenman yaptığı izlerden koşarken, o ufukta, dünyanın en deli, en zor, en cesaret gerektiren yolculuklarından birinde… Adımlarımız bugün seninle Mert Hocam. Bu patikalarda önümüzden gidip; hem yolumuzu, hem de paylaştıklarınla ufkumuzu açtığın için teşekkürler. “mert”liğin bacaklarına “derman” olsun … @spinodal #sparthatlon2017 📸: @begum.fey

~En zor şey karanlık bir odadaki kara kediyi bulmaktır. Özellikle odada kedi yoksa…~ #maviş #kungfu

Keresteciler Sitesi

O zaman bırak dolanık kalsın ▪️Quantum Entanglement can be seen in three main elements of our observable universe: branches, hairs and spaghetti… @: 1. Ankara bienali – doku serisin

Gönül Bahçesi

~En çok duyduğum cümlelerden biridir: “-Hayatın tadını bi sen çıkarıyorsun .” Halbuki hayatın tadı dalında b-öylece duruyor. Herkes için… Sohbetinin lezzeti de onun tadını katlıyor…Fotoğrafını çekmenin eğlencesi de… Beraber bunu paylaşmanın keyfi de… Tat dediğin, meğer böyle böyle katlanıp tatlanan bişeymiş…şu avm’deki organik manavdan alsan bir tane, şimdi ormana geldik bin tane. Bi de farkettim ki; tatmin terazimizin ayarları ile bariz oynanıyor yolda-yoklukta: Bir avuç böğürtlenden kaç ton gülüş çıkardığımızın haddi hesabı pek yok mesela. Yolda temiz su kuyusu bulduk mu, hepimizde tonlarca bayram havası! Çünkü arzular şelale, hayatlar ise Depozitolu damacana.Bizde bu, norm olmuş. Ormanda gurul gurul guruldayan midenin tek dileği olan sandviç molasına denk bir gur’me festivali henüz medeniyet sınırlarında bulunamadı. Yoldaki Kemik suyuna denk bir Michelin restoranı da… Yine de, şehir insanı olarak ayaklarımızı yosuna silmeden patikalarda yürümüyoruz. Bir de kafayı takan keçilere bulaşmamaya çalışıyoruz…Kroşe atan dallara da…Kelebeğin renkleri güzel de olsa, eceli var işte. Hayatımızın da.. Dolayısıyla istinaf etmemek, sürekli temyize gidip doğruyu yanlışı ayırt etmek uğruna herşeyi ertelememek gerek. Doğrusuyla yanlışıyla hayat böyle işte.Doğa böyle…Bundan sayısız aforizma çıkarabilirim. Hukuktan da… Yine de kasmaya gerek yok. Hayatın bizim çıkarımlarımıza ihtiyacı yok. Bir kelimemize bile ihtiyacı yok. Herşey olması gerektiği gibi. Lamı cimi yok. “Ne olacak en fazla ölürsün Fatih! ” diye bağırıyor arkadan birisi. “Kaybolursak geri döneriz” diyor öteki. Durursak da laktik asit birikir zaten… Umarım birgün herkes bir şekilde bu hissettiklerimi hisseder demekten başka tarifim yok benim bu günlerde. Yayladan bildiriyorum: Karnımız aç, gönlümüz tok, şükür ise çok. Tadına diyecek yok!~uee

~Kendisi iyi olmak istemeyen kimseyi iyileştiremezsiniz. O, batar da batar…~ #caveallegory

~ Biz.tbt ~
.
Dip not: “*.tbt” uzantılı dosyalarınızı “tekrar bir araya gel.exe” klasörünü tıklayarak açabilirsiniz.

[EN]The largest amusement park in the world is human mind itself. So is the smallest jail… [TR]Yeryüzünün en büyük lunaparkı insan zihninin kendisidir. En küçük kodesi de… 📽: @begum.fey

Ankara Province

Lets try something old and something new ▪Biraz gölge et, başka ihsan istemem senden. İmza: Uzak kaldığında herşeyin kıymetini daha iyi anlayanlar derneğine kayıt yaptırırken kameralara yakalanan modern Diyojen.

Bir Eylül Parkı

~Radyoaktif hikayeler ☢ Eylül dedin mi; 🍂 düşer artık üstümüze… Bir saçımıza düşüp başımıza taç, bir masamıza düşüp sohbetimize muhtaç olurlar. Akşam olunca, yan masadan Ürperti Hanım gelir. Gelirken üstümüze hep giyecek birşeyler getirir sağolsun. Yemekten sonra; termosta çay, bir de küçük bir üzüm kabı eşlik eder muhabbete… Üzüme gelicem. Sunum ise epey önemli! Gece, Bay Mışıltı aramıza katılıp, hikayelerin ömrüne en fazla beş kelime biçene kadar; masallarla, sorularla, dilimize pelesenk şarkılarla, bir de kendi icadımız oyunlarla devam eder. Aslında her şey; bi orada, bi burada geçen baba fıkraları gibidir. Mutluluğu kendinden menkul…Bazıları güzel, bazıları değil, bazıları geliştirilebilir ve aslında hepsi istenirse sürpriz, güzel bir sonla bitirilebilir. Dönerken “Her yerde bu kadar kendiniz olmayın” diye sıkı sıkı tembihler bir dost. Halbuki hepimizin kafasında o an ne çalıyor: “o sen olsan bari!”🎶 Sağolsun, “Yaşam enerjisi” adlı arkadaş, hiç eksik olmuyor bu mevsimlerde aramızdan. Bir böcek vasıtası ile Radyoaktif bir iz bıraktığından mıdır bilinmez; her nerde isek, çıkıp buluyor bir şekilde bizi!
Kıssadan hisse; Aylûl (Eylül), bazı kadim dillerde 🍇 demekmiş. Bak! 👀’i de… Pardon, başınızın üstünde fazla yer var mı? ~ uee

Boat on the River ▫️Tatilin 5, yola çıkışımızın 33. günü. Amazon ormanları her zamanki gibi ıslak, vahşi ve güzel. Saçları da… Burada yemyeşil patikaların sonu hep masmavi nehirlere çıkıyor, nehirlerin ucu ise bol köpüklü şelalelere… Işık ve su seviyesi, yer yer fotoğraf çekmeyi zorlaştırıyor. Belki de büyülendiğimizden… Telefonları derelerin ve anıların erişemeyeceği bir yerde saklayarak yüzmeye başlıyoruz. Bazı anları, tarif etmeye çalışmak bile tahrif ediyor. Hatırlatıcı küçük bir şey yeter. Daha ne olsun! Yeterince ıslandıysak, ağaçtan meyve yiye-toplaya devam edebiliriz. Atlara açık plaj ve şezlonglarımıza daha var. Birazdan tırmanacak, inip arpa sulu hikayeler dinleyeceğiz. Sonra da Hüseyin ile yüzeceğiz. Bak fotoğraftaki “gölge” aslen Farsça da “Saye” demekmiş. En güzel anılar da “sayesinde”… #storiesinelysianfields

#minimalistfotoğrafçılarısevenlerderneği #associationofminimalistphotographerlovers

~Çiseleyen yağmur dediğin, bulutun içerisinde çok sıkışıp artık kendini taşıyamayan su taneciklerinden ibaret. Babam her Karadeniz’e gidişimde kesin tembih eder: “Karadeniz haindir oğlum. Dikkatli ol.” Babam haklı. Bulutlara bakınca uçuyorum sananlar için tam kıçından ıslanmalık yer hakikaten karadeniz. Ondan mıdır bilinmez; Grekler buraya dost olmayan anlamina gelen “pontos aexeinos” demisler. Sevdiğine o an en zıt renkte, en zıt coğrafyada hangi deniz varsa ondan dost olmaz zaten. Daha da eskiye gittigimizde persler `’karanlik, zalim, ugursuz” demisler bu dalgali yere… Halbuki karadenizin dibi o kadar zehirli (sülfürlü) ki, ne bir canlı barınıyor derinlerinde, ne de bir cansız çürüyebiliyor. Bu coğrafyada çok dalgalı oluşumuz belki ondan; burada bir kere dibe çökerse insan, öylece donup kalıyor çünkü. Yok olamıyor bile… Çığlık sesleri geliyor dağlardan… İçindeki sevdanın dağlardaki yankısına çığlık demek benim cahilliğim. “Ah karadeniz, doldu da taşamadı. Etmeyelim sevdaluk, edenler yaşamadı”. Sanki şarkı sözleri gözün gördüğü şu dağları dolanmadan geliyor. Düz. Dümdüz…Gönülden çıktığı gibi. İnsanı da böyle işte, hem dalgalı, hem düz, karışık bir düzen içinde…Vallahi bir şeyim yok. Yağmurdur o. Gözüme özlem kaçtı Saidece… uee #potpori #saudade

~World is rotating, whatever you say; years are passing, even you dont realize~ Nilüfer feat. Galileo remix by @efe_ulas #cellthrowfie

~Babası uçmadan önce İkarus’a sıkı sıkı tembih eder. Çok alçaktan gidersen, denizden kanatların ıslanır, taşıyamaz, düşersin. Çok yüksekten gidersen, balmumundan kanatların erir ve yine düşersin. Tam kararında bir yükseklikten gideceksin. Trajik sonu herkes bilir. Aristo’da bu öğreti “altın orta” diye geçiyor. Budizm’de ise orta yol. Uçmasını bilen için bile nereden atlayacağını, nereye kadar tırmanacağını, nereye atlayacağını bilmek büyük erdem. Özellikle “daha”nın, “en”lerin, “best”lerin geçerli akçe olduğu çağımızda “altın orta” altından daha zor bulunan gizemli bir patika gibi. Şükür ki bu patikaları beraber aştığımız insanlar var. Bir sandviçi paylaşıp “daha ne olsun”lar, gayet mütevazi bir sofraya “epey” sevinenler, günün sonunda yorgun argın bir çayı “çooook” sevenler, tarladaki ” vahşi”domatesleri başta “ilginç” gelse de ısıra ısıra yiyenler var. Sonra da tatillerinde mültecilere peynir, baklava götürenler… Benim hayatım yanlışlarla dolu. 30 yaşından öncesini hiç bilmediğim günahsız bir İsa’yı da, baştan “en” doğru hareketleri yapan Muhammed’i de kendime yakın görüp, bana ahlak getiren birer elçi olarak seçemiyorum. Dahası ahlakın amacının, yeterince puan toplayıp, yaratıcıyı mutlu etmek olduğunu da düşünmüyorum. Ahlakın amacı eğer var ise benim için kişinin kendisini mutlu, huzurlu hissetmesi için bir sırat-ı müstakim (istikamet yolu) olabilir. Dolayısıyla İkarusu bilmem ama bizim istikametimiz bellidir: Uçmasını bileceğiz ama ” daha” ve “en” lerin peşinden gidip o soğuk ülkelere yerleşmeyeceğiz. Burada bir şeyler yapıp, yeşerip, yeşertip, hep ve çok hayıflanmak yerine “biz de böyle bir döneme denk geldik işte” diyerek yapabileceklerimizin ve sorumluluklarımızın peşinden gideceğiz. Yaşamdan sonra bir ihtimal varsa gidebileceğimiz bir cennetten ziyade; zaten kendi olabileceğimiz cennetimizdeyiz ve ona iyi bakalım düşüncesi; en azından buraları daha az cehenneme çevirecek. Bu belki Saidece bir Ümit. Ama mutlu, huzurlu…~uee

Kabilede bayram coşkusu. #dere #tepe #taş #toprak #sopa 🎬: @ulumemo13

~Belki şuradaki bir dalga döne dolaşa senin kıyına vurmuştur.~

Giydiğin ilk mat #elitatlet #moda #metu #postmodernism

Maraton. Şimdi o yolların, yokuşların, yassosuna, gecesine eşlik edilen antrenmanların meyvesini yeme zamanı…Aklım sizde. Kalbim zaten sizinle. Sağlık, sıhhat ve esenlikle… @ankarakosuyor #stavangermarathon

~İlim talebesinin altı şeye ihtiyacı vardır. Yaratıcı (ehil) bir zihin, daimi bir aşk, güzel bir sabır, gönül dinginliği, yol gösterici bir mürşit ve uzun bir müddet. Bunlar olmazsa talib de eksik olur.~ El-kindi #kairos

Enschede

Yüzlerce kilometre de olsa atıma atlayıp gelirim ve bunu en iyi sen biliyorsun… Nice senelere Armican.

seviller yaylası

~İnsanları, karıncaları ve fikirleri ezmeden; gönüller yıkarak değil gönüller yaparak; yavaş yavaş ama sürekli katarak; eksilmeden, eksiltmeden; meşakkatli de olsa çabalayarak; bulanmadan, donmadan yaşamak, bir tutkunun peşinde diğer herşeyi silerek değil; bütün sevdiklerinle beraber yaşlanmak, sonunda etrafı kalabalık tatlı ton ton bir dede, ya da hep söyleşilen bir büyükanne olmak çok mu zor? Ol’an ölür bir yerde, ham’dık şimdi biziz pişen. Lakin şüphe değil işte bu kesinlik insanı deli eden. ~

Gerede, Bolu, Turkey

~ İzinsiz, zamansız, plansız hayatına girenler. Epey güzel kareler. Birtakım 👌-👑ler, 🖐-👑ler, ☠-🍑ler … Kaybolursak geri dönmeler…Uçurtma şenlikleri, deniz terlikleri, mantar tokatları ve bıçakla tehditler…Edepli dedeler, meraklı köylüler…Suyu çıkarılan tavuklar, uykuya dalan köpekler, halisünatif mantarlar, mutlu inekler, yaratıcı pipetler… Pek desenli böcekler, kertenkaleler… Kıvrımlı yollar, insanlar, müzikler… Siyah-beyaz özetlenen çook renkli günler…Epey ilginç hisler. Oh papatya! Hiç farkında olmadan büyümüşüz yanyana. Şimdi Gerede kaldı o günler. Yaaaa. Evet. Teşekkürleeeer… ~📸&💫: @begum.fey

Ankara Province

~” Hayaller gerçeğin gölgesidir” dedi; Redkit’in gölgesini vururken yaptığını düşünerek: Hayallerini gerçekleştircek kadar ustalaşıp, gölgesini öldürmek. ~ uee #luckyluke

Çiçek Izgara

~”Velhasıl Bursa “su”dan ibarettir” der Evliya Çelebi seyahatnamesinde. Lakin benim için öyle değildir. Dostluktan ibarettir. Sadece mekanı, havayı, suyu görüp; bu gerçeği göremeyen, şeriat nazarında evliya da olsa, hakikatte isyankardır.~ uee #birçeşmeönü

~Ne yangınlar, ne depremler görmüşsün. Temelindeki demirler sağlam ki, 6 asırlık sözmüşsün. Şimdi o temeli atan demirci ustası Kambur Bali Çelebi olduğunu bir düşün. İşçileri sürekli güldürerek yapımı geciktirdiğinle ünlüymüşsün. Bir de bakmışsın ki; çok güldürdüğünden, öldürülmüşsün. ~ #karagöz #hayalbaz #trajikomikhikayeler

~Yerleri cennet olsun harflerini dizip söz, notalarını dizip ezgi yapan, kanaviçe misali ince ince işleyenlerin, dertlerine deva değilse de tercüman olur içlerine işleyenlerin.~ #kanaviçe

~It is a harmony,
a transcendental symphony,
between
you and me.~ #minimalist #hayalbaz

Ankara Province

~Evet. Ankara’nın denizi yok. Burada insan fonda bir manzaraya değil, yüzyüze bakar. Evet. Ankara bir çöl. Ne var ki çölde hemdem olduklarını , insan vaha sayar. “Sütliman gözlerinizde fazla yeşil var mı?” Sevdiğine kıyısı olan, bozkırda bunu sorar. ~ #emrebisiklet #ruberu #strawcolored

Don’t sync with devices, sync with real people… @ankarakosuyor @nightterrorsrun

Sincan Çiçektepe Köyü

Electrical chimneys in Ankara. One of the best touristic attraction in the centre of historic district. Daily bike tours available. Call and Join us! @ankarakosuyor & @ankyrasporkulubu #discover #angara

~It is so blur
and
I have never felt so clear.~ .
📸 : @azimeburcusolak

öz ➰ özlem – ev ➰ evren. ~Gidilmiş bir mekanı, geçmiş bir zamanı değil; bunların hamili hatırasıyla, ev’rende evinde gibi hissettiklerini, öz’ünü özlersin zaten…~uee #günaydınçocuk

-Hocam Güneş’in alnından geçiyor mu? -Geçer -O zaman şuradan bi 50 faktör öne doğru uzatabilir misiniz? “

~Ya bu sürüyü güdersin, ya bu diyardan gidersin…~ 📸: @gokhansezginer

Yıllardır bütün kedilere alerjim olduğunu zannediyordum. Sadece belli cinslere olmadığını yeni farkettim. Sanırım aynı durum insanlar için de geçerli… #müstesna

The Lycian Way

~Bir yere seyahat etmek genellikle bir bilgi problemi. Otobüs, uçak, araba, tren… Hesap et. Araştır. Sana en uygun olanı al, en uygun zamanında atla git. Bitti. Kadim yollarda seyahat etmek ise hala farklı. Ellerinden, ayaklarından başka araç yok. Köşeyi dönünce nasıl bir zorluk seni bekliyor fikrin yok. Servis yok. Uygun Zaman yok. Sürekli anlık alınan kararlar var. Nereye basacağına, çantanda kalan suya, ne zaman duracağına dair. Kimler, hangi kayaya tutunup, acaba nasıl geçtiler buradan? Yolunu bi bulursun, bi kaybedersin. Sonra bi bakmışsın, yolunu kaybettiğinde kendini bulmuşsun. Buna gülersin. Her haline, her halinle gülebildiğini görmek bu yolların en büyük sırrı belki. Kadim yollar, bir bilgelik problemi…~uee #nooneleftbehind

~Çünkü arkadaş, sen boğulurken arkandan yine de poz kesendir.~ #iltifat

~Patikalar yürünür. Yer belirlenir. Malzemeler çıkarılır. Çadırlar kurulur. Bilmeyenler bilenlere gösterir. Yürürken denizin havasını aldık ya, hemen tuzunu da yutmak gerekir. Suda Yüzülür, suyla yıkanılır, oynanır. Bir şu adaya, bir öteki mağaraya… Derken Akşam olur. Güneş battıkça, tüm güne eş bi canlılık da onunla birlikte batar. Kampa dönülür. Yemek öncesi, duş sonrası aralıkta kimi kimseyi, sessiz sakin bi huzur kaplar. Karşıdaki Kayalar kıpkırmızı… Karnımız bazen hiç doymaz ya hani, bizim de böyle zamanlarda açlığımızı unuttuğumuz çok olur. Sofralar kurulur, şükürler edilir, yemekler yenir. Biten günden akılda kalanlar, sofrada üleşilir. Ekmek gibi. Bir muhabbet, bir sohbet derken konu komşu yavaşça köşesine çekilir. Herkesin köşesi var da, yukarısı gökkubbe…Hava bir karardı mı, ay asılır önce tavana. Göstermez yıldızların yüzünü. Muhabbet derinleştikçe, o da çekilir usulca aşağıya. Yavaş yavaş çadırlarına çekilen insanlar gibi. Yeterince beklersen eğer, ay artık gözden düşer. Yerle yeksan olur. Onun ölümüyle, yıldızlar pasparlar. İşte o yollar…O galaksiler..Öyle çoklar ki, ört üstüne! Arzın bu cümbüşünü gören nasıl çadırda uyur? Gözlerin kamaşır, Hayret! İbni Heysemler geçer akıldan…Kopernikler, Brunolar, Galileler, Saganlar… Ziggurat tapınaklarının bekçileri geçer, dümbelekler, Hayyamlar… Kimi yıdıznamesini karalar, kimi muvakkitliğini yapar… Birisi o hareketlerin esrarını çözen son denklemi , diğeri de elinde şarap, yıldızlara bakıp aşkının gözlerini yazar..Kimi burçlara takar. “loji” ya da “nomi”… Astro işte hep bu diyar… Aynı göğe bakıp farklı görmek, farklı hissetmek, hep bi algı meselesi…Derken gecenin son demlerinde horozlar köyün farklı yerlerinden ötmeye başlar. En cesuru önden öter. Zamansız…Hafif alacakaranlık oldu mu, cırcır böcekleri dalga dalga uyanıp onlara katılırlar. Birkaç köpek havlaması, selamsızlar bandosu gibi orkestraya eşlik eder. Seher yeli eser. Gülün eteğini yırtar. Gün ağarır. Sesler artar… Balıkçılar ağlarına, yüzücüler kulaçlarına, yogacılar Güneşlerine döner. Yıldızlar, sonraki geceye kadar ışıklarını söndürürler. Sahi, bu yıldızlar ne Zaman başladı dönmeye?Devran öyle bi sarkaç ki, şaşar kalırsın!~

~Afyon’da bir kahve molası. Afyon, çocukluğumdan beri içinde yaşanılan bir şehir değil, sadece giderken mola verilmesi gereken bir duraktır zaten benim için. Biz muhabbet ederken; güzeller güzeli, çıtı pıtı bir kız yanımıza yaklaşıyor. Elinde bir şişe meyve suyu… Bitti bitecek. Bizimki dudaklarıyla asılmış, iki pipetten birden içiyor. Bir taraftan da beni gözlüyor içerken. Pipetleri gösteriyorum. O da arka masadaki abisini işaret ediyor. Belli ki beraber içiyorlar. Tanışıyoruz. İsmi Lena. O kadar sessiz ki konuşması, sanki karıncalarla sohbet ediyor. Diyor ki “Türkiye’ye gidiyoruz”. Annesi hemen arka masadan söze giriyor: “Fransa’dan yeni geldik de; sizi Türkçe konuşurken görünce yanınıza geldi.” Sadece bu ülkede yaşamadığı hemen her halinden anlaşılıyor zaten. Hareketleri bu topraklar için fazla sessiz; bakışları çok naif. “Gözlerin ne güzel senin!” diyorum. Gülüyor hemen. Sanki saati mutlu olmaya ayarlı bir hint prensesi… Cennetlik. Bana bakıp karıncalara birşeyler fısıldıyor ya, kulağımı yüzüne yaklaştırıyorum anlamak için. Çat-pat sohbet ediyoruz. Cımbızla çekiyorum kelimeleri ağzından. Sakin bir ülkede uzun zaman yalnız kalmış da sessizleşmiş sanki. Issızlaşmış bir ada gibi…Kendi dilinde konuşan birilerini görünce de heyecanlandı besbelli. Bazen o kadar değiştirir ki seni yalnız kaldığın bir ülke, kendini yabancı hissedersin dönünce memleketine bile… Senin o güzel gözlerinden belli Lena. Buralısın ama sadece buraya ait değilsin. Fika bitti. Şimdi yine yollara düşmek lazım. Sadece bir masada karşılaştık ama şimdi seni her gittiğim yere götürmek ister gibiyim. Her gittiğimiz yerde, başımıza ne gelirse, hep böyle güleriz işte…Hem 40 Yıl “kafi” gelir mi bize bu kahve Lena? Birbirimizin anavatanı olabilir miyiz acaba? O yeşil gülen gözlerine bakıp, desem ya: “Bak, memleketine geldin. Ne me quitte pas…”~uee #fika

Cennet Koyu

Bugün cennet koyuna giden yolu şaşırınca, sehven Likya yolundan tepelere kadar çıktık. Yanlışlıkla da olsa karşımıza çıkan manzaralarla hep şükrettik. Zaten cennet bir koy da değil, bir köy de değil. Cennet bir algı meselesi…Benim için yanınızda sevdiğiniz insanlarla, sehven de olsa beraber gidebildiğiniz ve birşeyler yapabildiğiniz her yer cennet…Cehennem ise orda olmak istemediğinizi hissettiğiniz her yer. Bu bazen Cennet koyunun kendisi bile olabilir. Bizi beraberliklerinde hem yaşadığımızı hem de cennette olduğumuzu hissettirenler; hem dem olup, bazen bize, bazen hikayemize, bazen ise gördüğümüz bir kareye şahitlik edenler var olsunlar.