Bir türküye üç yıl çalışan Ali Ekber Çiçek’in makamında,
Geceleri saatlerce şut atan “Majeste”lerinin üç saniye koridorunda,
Sağırken titreşimleri hissettirmek için bacakları kesilen bir Beethoven piyanosu kuyruğunda,
İnsanlık daha buna hazır diyerek çalışmalarını yaktığı sırada Tesla ile aynı odada,
Senna’nın saatte 280 km hızla ile giderken almaya çalıştığı o Imola virajında,
Baldıranı içmeden hemen önce bile saz çalmayı öğrenmeye çalışan Sokrates’in savunmasında,
Vücudun “yeter” dediğinde ona devam etmesini öğretirken Kouros’un zihninde,
Çiğ Yunus’u pişiren Taptuk’un dergahında,
Giro d’italia’yı bitirirken yalnız ve tek kadın Alfonsina’nın yanında,
Camaron ile birlikte her gün 8 saat aşkla gitarının tellerini parlatıp, parmaklarını parçalayan Paco’nun karşı kaldırımında,
Perslere karşı yardım çağırmak için 1,5 gün koşan Pheidippides yolda Pan’a rastladığında,
Penceresinden baktığı manzarayı 3000 gün 3000 farklı şekilde tasvir edebilen Balzac’ın odasında,
İlk Vahiy gelirken Hira mağarasında, ihanet açıklanırken son akşam yemeğinde,
Sonra Leonardo son akşam yemeğini çizerken Santa Maria Della Grozia’nın yemekhanesinde,
Kırık bilekleri ile etap bitiren Froome’un ve kırık tibia ile 20K yokuş tırmanan Contador’un selesinde,
Siddhartha bağdaş kurmuş Buddha’ya uyanırken o incir ağacının altında,
Susan taşın, konuşan hacimlerin şairi “fakir-ül hakir” Sinan’ın aşk-ı sermayesi Mih-rü mah’ın minaresinde,
Honnold’ın yaşama isteğinden başka hiçbir şeye bağlı olmadan tırmandığı sırada El capitan’ın zirvesinde,
Campanella’nın öğrenebilmek için; içtiği şarapların iki katı kadar kullandığı yağın kandilinde,
Kubarını çalışırken Phelps; 61 altın madalyasının süslediği odasında,
Kapılarını kapatmış, günlerce meşk ederken Şems ile Mevlana’nın divanında,
Büyük İskender’i yetiştirirken Aristo’nun sınıfında,
Duvarlarını ilmek ilmek işleyen nakkaşlarla El-hamra’nın kızıl orta avlusunda,
Bildiklerinden vazgeçmemek uğruna derileri yüzülürken Hallac’ı Mansur’un,
ve istiridye kabuklarıyla etleri kemiklerinden ayrılırken güzel Hypatia’nın ayağının dibinde,
Alessandro Volta atarken Como sahilinde,
Sinek gibi uçup, arı gibi sokmak için, sevmese de nice koşucudan hızlı koşan Muhammed Ali’nin köşesinde,
“I have a dream” derken Luther ile Georgia’nın kızıl tepelerinde,
Gaudi ile bitiremeyeceğini bile bile ölene kadar kendini yapımına adadığı Sagrada Familia’nın kulesinde,
Hiç kıpırdamadan kendini feda eden Thick Quang Duc’ın yanan ateşinde,
Akademide kurduğu Cumhuriyet düşünü gerçekleştirdiği gece Atatürk’ün rakı masasında,
Referanssız-alıntısız “zur elektrodynamik bewegter körper” makalesindekileri düşünürken Einstein’in yanıbaşında,
Aynı günde Beşiktaş’a 2 gol atıp ardından Cimbom potalarına 36 sayı bırakan Sinyor Can ile o gün soyunma odasında,
Salgından kaçtığında çiftlikte Newton’la Principia üzerine bir çay saatinde,
Dakar’da Kemal abiyle birlikte motosiklette,

Ya da sevdiğimle bir ağaç gölgesinde,
Kadim bir ağaç gövdesinde,

Bir katre olsun hissedebilmek,
Bir tutam olsun sırlarına ortak olabilmek için,

Oturmak isterdim.

Esenlikle
uee