~ Synaptic Jungle▪️ Beynin şekline bir bak. Bağırsaklarımız gibi… Ne de olsa ikisi de sindirim organı… Bazen yemek(bilgi-uyartı) vermediğimizde; kendi beynimin kendi açlığını unutturmak için bilincin kenar kuytu mahallelerinde nasıl bir farkındalık kırıntıları peşinde koştuğunu hissettiğim an; çok normal sandığım bazı düşüncelerin bile o ana kadar erişimin olmadığı bir düzenekçe üretildiğini anlıyorum. Her şey beklentilerimle uyuştuğunda ise, pıt yok. Her gün musluğu açtığımda akan su gibi. Çünkü olmasına gerek yok. Herşey yerli yerinde…Bilinç, beynin merkezinde değil, kırıntılar halinde; o kuytu köşelerde sanki…Su, bütün o arkaplanda çalışan altyapı sisteminde. Bu sistem bozulup bir gün akmayıncaya kadar kimsenin umrunda olmuyor.
Dolayıyla zihinsel deneyimim sırasında; merkezde kimin olup, beynimi kimin yönettiğini henüz bulamadım. Olay kendi kararlarımı kendi irademle veriyorum kadar basit değil. Bağırsağımızdaki bakterilerin kararlarımıza etkisi tartışılıyor artık makalelerde. İrade dediğin ne ve nasıl çalışıyor? “Ben”aslında kim? Biz mi içimizdeki bakteriler mi? Bu derin bir kuyu. Kendi gerçekliğimin inşasının ise kabası bitmiş görünüyor. Evet, bu aşamaya kolay gelmedik. Yine de ne kadar küçük görünürse görünsün, şu amigdalanın içindekiler, kozmik okyanusta yuvarlanan Jüpiter’den daha az ilgi çekici değil. En azından kurduğum sinaptik bağlantılar beni böyle bir görüşe sürükledi. Adına da “sinaptik hikaye” dedi…• id’ini koparan gelmiş ~📷: @begum.fey

View in Instagram ⇒